Alfisti Turkey
Alfisti Turkey

Gönderen Konu: Alfa 164'e çocuk gözü ile bir bakış  (Okunma sayısı 196 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

admin

  • Amministratore
  • İleti: 5.594
    • Çevrimdışı
Alfa 164'e çocuk gözü ile bir bakış
« : 30 Mart 2017, 10:35:48 »
Alfa Romeo 164'e bakış

Ne yazık ki bilmiyorum..
.

Onu hiç bir zaman kullanamamış olsam da Alfa Romeo 164 bana her zaman iyi geldi.

164'ün 30. yılında otomobil dünyasındaki değişime bir bakış da atabiliriz. Günümüzde Alfa Romeo'nun gelecek için büyük beklentileri olan model SUV Stelvio (biraz daha az şekilde Giulia) iken, bundan 30 yıl önce yüksek beklentiler beslenen model, yeni bir başlangıcı simgeleyen orta üst sınıf model bir sedan idi.


Sadece bu şekilde: Boyasız tamponları ve kırmızı karoseri rengi, motor kaputunun altında 3.0 V6 ile. İşte bu benim Alfa 164'üm olurdu.

IAA 1987 (Frankfurt Otomobil Fuarı)'da, yani Fiat'ın Alfa Romeo'yu almasından yaklaşık bir bir yıl sonra, Alfa 164 fuarda ilk kez sergilenmişti. Üst orta sınıf temsilcisi olan Alfa 164, Fiat tarafından tamamen alınmadan önce Fiat ve Saab ile beraber geliştirilmeye başlanmıştı. Fiat Croma, Lancia Thema, Saab 9000 ve işte Alfa 164 beraber geliştirilmişlerdi ve aynı teknik platform üzerinde yer alıyorlardı. Konunun uzmanı olanlarlar, her dört modelin aynı kapı kesimlerine (kapının arkasında yer alan ve yolcuların içeri oturmak için geçmek durumunda oldukları açıklık) sahip olduklarını görebilmekteler.

Alfa 164 ilk kez tanıtıldıktan sonra ve 1988 yılında yakınımızdaki bir bayide yerini alığında 10 ve 11 yaşlarında, otomobil tutkunu, ebeveynine, daha önceden hatim ettiği parlak broşürlerdeki bilgileri aktararak onları bu otomobili almaya ikna etmeyen çalışan ilgili bir çocuk idim. Elimdeki ilk prospektüsü daha dün gibi hatırlıyorum; Dört sayfalık, dışı Alfa kırmızısı renginde ve üstünde sayı yazmakta idi. O zamandan beri 164'lere bir zaafım ve düzenli (bazen de düzensiz) olarak ikinci el ilanlarında iyi durumda olanlara bakarım.


Gümüş rengi de iyi idi ama benim gözlerimde koyu renkler 164'ün belirgin hatlarını gölgeliyordu.

İlk önce 192 BG'nde 3.0 V6 olarak piyasaya çıktı, katalizörlü olanlar 184 BG'nde idi. Anavatanında ve iki litre üzerindeki otomobillere uygulanan yüksek vergi nedeni ile 148 BG'ndeki 2.0 Twin Spark büyük öneme sahip idi, katalizörlü modeller 143 BG üretiyorlardı. 2.0 litre Turbo motorlu olarak da sunuluyordu ve bu 178 BG'nde idi. Küçük bir ayrıntıyı: Dört silindirliler dört bijonlu iken 3.0 V6 seçeneği jantları beş bijon ile kendine bağlamakta idi.

164'ın şekli kama biçimi temelinden gelmekte idi. Alçak ancak dominant scudettosu (Scudetto'nun günümüz Alfa modelleride de bu derece domine edici olmasını tercih ederdim) olan ön tasarımı, bir cetvel ile şekillendirilmiş gibi önden arkaya doğru giden yan çizgisi ve ince bir stop farı grubunu içine alan yüksek bagaj çizgisi ile 164, bir çocuk olan bana, o zamanlar gelecekten gelmiş olan bir uzay gemisi gibi geliyordu. Beni, bir çok müşterinin aksine, yüksek kalan yükleme eşiği tabiki hiçbir şekilde rahatsız etmiyordu.


Artık boyut olarak zamana ayak uyduramayan 164, Super olarak daha büyük tamponlar ile gelmişti.

Geriye doğru bakacak olursam, Pininfarina'nın sakin ve açık Alfa 164 tasarımı onu bugün uzun süreli bir klasik yaparken, aynı şeyi ondan sonra gelen 166 için söylemek mümkün değil. O hiç bir zaman bir klasik olamayacak. Önceleri tatmin edici 200 BG (sonra 232 BG) motora sahip olan 164 Quadrifoglio'nun ön, yanlar ve arkada yer alan sportif tampon eklemeleri bile onun bu zarif tarzını etkilemeye yetmiyordu. Ancak 1993 yılında çıkan ve 211 BG'nde 3.0 V6 motora kadar seçenekleri olan, minimalizm ile tasarlanmış olan karoseriyi daha fazla gözönünde bulundurmayı amaçlayan Super ile beraber o "cool" tasarım biraz etkilendi gibi. Çok şükür ki Alfa, ilk çıkan 164'ü üretmeye devam etti ve burada V6 motor 180 BG üretiyordu.

Her ne kadar nesnel anlamda Alfa 164 benim çocuk bakışlarımda benim için büyük bir otomobil kahramanı olsa da, genel anlamda sıkıntılar yaşayan marka için bir kurtarıcı rolü üstlenemedi. 1987'den 1997'ye kadar uzanan on yıllık üretim sürecide 268.757 adet üretilen Alfa 164, özellikle Almanya'da BMW 5 serisi, Mercedes W124 ve benzerleri için ciddi bir alternatif olamadı ne yazık ki. Kendi ailemi bile o zamanlar bir Alfa 164 almak için ikna edememiştim. Böylece 164, duvarlarımı süsleyen broşür ve posterleri ile benim sadece çocukluk hayallerimi süsleyen bir kahraman olarak kalmaya devam etti. Bugün iyi durumda olan erken klasik bir 164'ü almamamın nedeni, muhtemelen kendi tutukluğumdan kaynaklı ve sanırım böyle daha iyi.


İnce stop tasarımı ömrünün sonuna kadar ona eşlik etti. İyi de olmuş.

Sevgili Alfa 164: Seni hiç bir zaman kullanamadım, içinde bir kaç dakikadan fazla oturamadım. Yani senin hakkında, iyi sürüşe sahip olup olmadığın, günlük kullanımın üstesinde kolaylıkla gelip gelmediğin ve güvenilir olup olmadığın hakkında çok fazla gerçekçi bilgiye sahip olamayabilirim. Ancak bu, benim için çocukluk kahramanı olan seni, benim gözümde gerçek bir otomobil olmaktan çıkarmıyor.





Bir Alfaseverin anılarından alıntı yapılmıştır
:alfisti:

Lütfen forumda arama yapmadan yeni konu başlatmayın.